Şehirden yüksek ya da uzak yerlere gidip biraz dinlenmek ve yalnız kalmak gibi bir alışkanlığım oluştu son yıllarda. Bundan oldukça keyif alır oldum. Buna bisiklet gezileriyle başladım ve son yıllarda kendime kalan zaman giderek daralmakta olduğundan, kısa süreli doğa gezilerinde bir kaç kare fotoğraf çekebilirsem o gün şanslı sayıyorum kendimi. Bu fotoğrafı çekmek için otomobille şehirden 15 dakika uzaklaştım yarım saat makinam çantasında kaldı. Önce kuş seslerini, rüzgar sesini dinledim, şehri izledim, akşamları açık hava meynahesine dönen bu yere, insanların belki de her hafta gelmesine rağmen şişelerini atmış olmalarına şaşarak ve bir an yaptığımın "donkişotluk" olduğunu düşünerek yerdeki boş şişeleri topladım. Yeşili maviyi doyasıya izledim, temiz havayı içime çektim, makinamı elime aldım ve birazda vizörden seyrettim şehri ve yerdeki boş şişelere, şehirdeki boş kafalara, içi bomboş savaşlara, alışılmış alışılmamış yaşanmış ve yaşanacak olan acılara bir göz kırpa süresi içerisinde de olsa veda ederek deklanşöre bastım ve manzarayı aldım. 2016'nın son günüydü ve o kısacık deklanşör süresine sığdırmak istedim berbat geçen tüm 2016'yı. Ne mi olacak? Zaman bulamadığım her anda fotoğrafa bakıp göz açıp kapama süresi kadar da olsa iyi hissedeceğim. Belki...

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder