2016 yılına başlarken, kafamda her yıl yaptığım gibi senelik bir plan yaptım. Bu kez işi biraz ileri götürerek hem gündelik işlerimi hem de okumalarımı belirli bir düzene sokmak için ajanda tutmaya karar verdim. Ajandamın il sayfasında yani 1 Ocak tarihine de Beyoğlu Rapsodisini koydum. Plana göre 4 Ocakta bitirmem gerekiyordu ancak 5 Ocakta bitirebildim. Hemen belirtmekte yarar var kitap sıkıcı olduğu için değil, kontrol edemediğim plan dışı gelişen gündelik işler yüzünden. "Ajanda değil bu iş için özel planlayıcı adamlar tutsam hayat kendi planlarını dayatıyor" diye öfkelendim tabi bu bir günlük gecikmeye. Sırada yine Ahmet ÜMİT'in Bab-ı Esrar isimli romanı var 7 Ocak planlanan bitirme tarihi ama emin olamıyorum, yeni yıla aksamayla başladım, ama bu yıl her nedense motivasyonum diğer yıllara göre daha yüksek.
Bilenler bilir Beyoğlu Rapsodisi Ahmet ÜMİT'in ilk basımı 2003 yılında yapılan romanı ben Everest yayınlarından 2010 yılında basılan Cep Boyunu okudum. Bu cep boy kitaplar gözüme şirin geliyor. Taşıması kolay gibi görünüyor ama aslında kitap küçüldükçe sayfa sayısı artıyor ve normalde mont cebine girebilecek kitap girmiyor, yani ergonomik değil çoğu zaman.
Sayfa sayısı: 551
Ana karakterler: Kenan , Nihat ve Selim. Roman Selim'in ağzından anlatılıyor. Tahmin edeceğiniz gibi bu üçü çok iyi ve eski arkadaşlar. Galatasaray Lisesinde birlikte okumuşlar. Tabi ki olay Beyoğlu'nda geçiyor.
Selim Gülriz ile evli ve Burç isminde Down Sendromlu bir oğulları var. Mutlu bir evlilik ve Burç neredeyse normal bir çocuk. Selim aslında mimar ancak babadan kalma dikim işlerini büyüterek giyim sektöründe markalaşmış. Selim babasından da kalan zenginliği büyütmüş. Markanın adı AZYA.
Nihat, Melek ile evli. Sahaf dükkanı var ve Dize isimli bir kızları var. Kötü giden ancak bağlı bir ilişkileri var. Nihat'ın arası kızıyla daha iyi. Nihat'ın maddi durumu oldukça kötü tüm öğrencilik yaşamları boyunca ve aslında tüm hayatı boyunca iki arkadaşının desteğiyle parasal yönden ayakta duruyor.
Kenan, aileden zengin. Hukuk mezunu ancak mesleğini yapmamış. Babasından kalma bir sigorta şirketi var ve işleri ilerletmiş. Oldukça zengin. Çabuk değişen zevklere sahip, çılgın ve hızlı denilebilecek bir yaşam tarzı var. Katya isimli Melek'in arkadaşı olan ve o sayede tanıştıkları bir Rus sevgilisi var.
Evet romanın belki de özetinin özeti böyle. Bu karakterlerle keyifli bir roman kurgulamış Ahmet abimiz bizlere. Bu şekilde özetleyince ne yalan söyleyeyim okurken hissettiğimden farklı bir hayranlık hissettim. Bu üç insanın arkadaşlığını ayrı ayrı kendi yaşamlarındaki hikayeleri ve Selim'in de söylediği gibi Kenan'ın ölümsüzlük merakıyla başlayan macerayı ve umulmadık sonu ile bir solukta okunacak bir roman. Beyoğlu sokaklarını, mimarisini, yaşantısını da hissettirecek. Orada hiç yaşamamış, bir kaç kez sokaklarında dolaşmış biri olarak ben bile Beyoğlu'nu gözümde canlandırdım hatta zaman zaman kokusunu aldığımı bile söyleyebilirim. Ahmet ÜMİT'in bu yönü etkileyici geldi bana. Zihnimi fazla yormayan tasvirlerle romandaki mekanlara dahil olabilmemi sağladı.

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder